İlahi İndir, Bedava Dini Programlar, Bedava Bayram Mesajları

İlahi İndir, Bedava Dini Programlar, Bedava Bayram Mesajları

Zekat

Mallarınızı zekat ile koruyun

Sual: Mal, zekat ile korunurmuş. Zekat bu kadar önemli mi?

CEVAP

Kur’an-ı kerimin çeşitli yerlerinde namaz ile zekât beraber bildiriliyor. (Namazı kılın, zekâtı verin) buyuruluyor. (2/43)

Zekâtın önemi büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Allaha ve Resulüne inanan, malının zekâtını versin!)

(Zekât vermekle Müslümanlığınız mükemmel hâle gelir.)

(En faziletli ibâdet namaz, sonra zekâttır.)

(Hastalarınızı sadaka ile, mallarınızı zekât ile koruyun!)

(Malınızın temizlenip güzelleşmesi için zekât farz kılındı.)

Zekat nisabı nedir

Sual: Zekat nisabı nedir, nasıl hesaplanır? CEVAPDaha kolay anlaşılması için maddeler halinde yazalım:

1- Zekât nisâbı, 20 miskal, ya’nî 96 gr altın veya bu değerde para, ticâret eşyâsıdır.

2- Zekât nisâbına mâlik olan zengindir.

3- Zekâta tâbi malların veya paranın, sene içindeki azalıp çoğalmasına itibâr edilmez. Nisâba mâlik olduktan bir sene sonra elde kalan mal, nisâbı buluyorsa kırkta biri zekât olarak fakirlere verilir. Nisâbdan aşağı ise verilmez.

4- Zekât, kârdan değil, ticâret malının veya paranın tamamından verilir.

5- Senetli, senetsiz alacaklar nisâb hesâbına dâhil edilir. Alacaklar tahsîl edildikten sonra zekâtları verilir. Daha almadan da zekâtları verilebilir.

6- Borçlar, mevcut paradan veya maldan çıkarılır. Geri kalanın zekâtı verilir.

7- Ticâret için olmayan evler, arsalar, vâsıtalar, fabrikalar, demirbaş eşyâlar zekât nisâbına dâhil edilmez. Ticâret için alınıp ticâret için saklanan malların, altın, gümüş, yerli ve yabancı paraların ve elden ele dolaşan hisse senetlerinin zekâtı verilir. Evin, apartmanın, arabanın, zekâtı olmaz. Araba, ev ve arsa alıp satan kimse, bunların zekâtını verir. Çünkü bunlar ticâret malı olmuştur. Ev yaptırmak için arsa alan, bunun zekâtını vermez. (Dürer)

8- Bir zenginin bir fakirden alacağı olsa, fakire borç senedini verip, “Sana alacağım kadar zekât vermeye niyet ettim. Sen de borcuna karşılık kabûl et, böylece ödeşmiş olalım” dese, fakir de kabûl etse, zengin zekâtını vermiş olmaz. Çünkü zekât, borç senedi vermekle, râzı olmakla verilmiş olmaz. Ancak mal teslim etmekle olur. Bu zenginin zekâtını fakire vermesi, fakirin de, aldıktan sonra, tekrar zengine geri vererek borcunu ödemesi lâzımdır. Ev kirasını ödeyemeyen fakir kiracıya, mal sahibi kirayı almadan ona bağışlasa, bu para zekât yerine geçmez sadaka olur. (R.Muhtâr)

9- Zekât verirken bilezik, yüzük gibi altınların işçilik ve sanat değerine değil, ağırlığına itibâr edilir. Yanî 12 ayardan fazla olan bütün altınlar, tartılır. Kırkta biri zekât olarak verilir.

10- Bilezik, zincir, küpe, yüzük gibi çeşitli ayarlarda altını olan kimse, bunların içinden en yüksek olanının ayarından vermesi evla, ortalamasını hesap ederek vermesi câiz, en düşüğünden vermesi ise, mekruhtur.

11- Kadınların altın ve gümüşten başka diğer süs (zînet) eşyâları zekâta tâbi değildir. Pırlanta, elmas gibi zînet eşyâlarının zekâtı verilmez. Şâfiî’de ise, kadınların altın ve gümüş dâhil süs olarak taktıkları zînetlerin zekâtı verilmez. (Hidâye)

12- Zekâta tâbi mallar, altın liraların en düşüğünün alış fiyatına göre hesap edilir.

13- Kadının nisâbın üstünde bileziği varsa, zekâtını kendisi verir. Yâhut, (Benim zekâtımı sen bir fakire ver) diye kocasını veya başka birini vekil ederse, vekil kendi parası ile zekâtı verebilir.

14- İmâmeyne göre, borçlu ve fakir kimseye, hanımı zekât verebilir. (Mevkûfât)

15- Namaz kılmayan, oruç tutmayan bir müslümanın da zekât vermesi lâzımdır. Nasıl olsa, oruç tutmuyorum, zekâtımı da vermeyeyim dememelidir! Hiç değilse, borcun birinden kurtulmalıdır!

16- Borcu olmayan fakire nisâb miktarı veya daha çok zekât vermek mekrûhtur.

17- Zekât verirken, “zekâtım” demeye lüzûm yoktur. “Hediyem” denilse de câizdir.

18- Zekât, ticâreti yapılan maldan veya değeri altın olarak verilir.

19- Hisse senetlerinin nâma [isme] ve hâmiline [taşıyana] yazılı olanları vardır. İsimsiz, hâmiline yazılı olanların devir kabiliyetleri vardır. Yanî döviz gibi elden ele dolaşır. İstendiği zaman satılabilir. Bu senetler ticâret malı gibi, zekâtın hesâb edildiği tarihteki piyasa değeri üzerinden nisâba dâhil edilir. Nâma yazılı hisse senedi alan, sene sonunda, fabrikanın demirbaş mallarının haricindeki parasını zekât nisâbına dâhil eder.

20- Gölde yetiştirilen balıklar satılınca, bu para diğer zekâta tâbi mallarla beraber nisaba ulaşırsa zekâtı verilir. Birkaç ineği olup çok süt satan, ineklerin zekâtını vermez, fakat sene sonunda sütten elde ettiği parayı zekât nisabına dahil edilir.

Zekat ne zaman verilir

Sual: Zekat ne zaman verilir? Anne ve babaya zekat verilir mi?

CEVAP

Zekât, farz olduktan sonra verilir. Nisaba ulaşan, zengin olduğu tarihi, kameri aya göre bir yere yazar. Mesela, 3 Recebde zengin olmuşsa, bir yıl sonra Recebin üçü gelince yine nisap kadar parası ve ticaret malı varsa zekâtını verir. Ramazan ayını beklemez. Günü gelmeden zekât vermekte de mahzur yoktur, çok iyi olur. Hatta gelecek birkaç yılın zekâtını önceden vermek de caizdir. Bir kimse, zekâtını yanlış hesap edip, bir altın zekat vermesi gerekirken iki altın hesap etse, fakire verdikten sonra tekrar hesap etse, bir altın vereceğini anlasa, ikinci yıl vereceği zekâta bu bir altını mahsup eder.

Zekâtı acele etmeden bir yıl içinde vermek gerekir diyen âlimler var ise de, acele edip, hemen vermek vaciptir. Özürsüz geciktirmek mekruh olur. Şâfiî ve Malikî’de, zekât farz olunca, hemen vermek farzdır. Hadis-i şerifte, (Zekât vermekte acele ediniz!) buyuruldu.

Ana babaya, dedeye, büyük anneye, evlada, toruna, hanıma ve kâfire zekât verilmez. Fakir olmak şartı ile geline, damada, kayınvalideye, kayınpedere, kayınbiradere, üvey çocuğa zekât verilir. Hala, amca, dayı, teyze gibi akrabaya zekât vermek daha çok sevap olur.

Hangi maldan zekat verilir

Sual: Hangi maldan zekat verilir?CEVAPZekâtın hangi maldan verileceğini birçok müslüman bilmemektedir. Zekât olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini de vermek caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır, başka mal, çek, senet, para veya döviz anlaşılmaz. Çünkü eşyanın kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi rümuz-i gurer)

Fülus [bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekât olarak, bu fülusun değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir. (M.Seade)

Bakır paranın zekâtı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş olarak verilmesi gerekir. (İmam-ı Ebu Yusüf buyurdu ki, toprak sahiplerinden uşur ve zekât olarak, altın ve gümüş yerine, başka geçer akçe [para] almak haram olur. Her ne kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı para ise de, altın değil, bakır paradır.) [R.Muhtar]

Altın ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekât verilmez. Zekât, ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki: Bir zengin, yemek satın alıp fakire yedirse, zekât vermiş olmaz. (Zahire)

Zekât olarak, erkek deve verilmez. Erkek develerin zekâtı bile dişi deve olarak verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)

Zekât olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz vermek sahihtir. (M.felah)

Ticaret malına uruz denir. Elbise tüccarı, ya uruz yani ticaretini yaptığı elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahtavi)

Fakire verilen altın, onu zengin edecek kadar fazla olmamalıdır. Borçsuz fakire nisap miktarı veya daha çok zekât vermek mekruh olarak caizdir. 10 g altın kadar borcu var ise, 100 g altını alması mekruh olmaz. Altın ile gümüş, ne niyetle saklanırsa saklansın ticaret eşyası kabul edilir. Nisap miktarı ise zekâtı verilir.
Kira ve zekat

Bugün fakir için kiralık ev çok mühimdir. Fakat zengin zekâtına mahsuben fakiri evinde oturtamaz. Çünkü bir zengin, zekâtına mahsuben, bir fakiri evinde oturtsa zekât vermiş olmaz.

Zekat nisabı bellidirSual: Zenginlik nisabını yeniden ele almalı diyorlar. Zekat nisabı belli değil midir?

CEVAP

Gazeteleri okuyan, TV’leri seyredenler, sanki din yeni ortaya çıkmış gibi, hakiki İslam âlimlerince onaylanıp 14 asırdır uygulanan  dini hükümleri değiştirmeye kalkanlar çıkıyor. Kimi tesettürü kaldırıyor, kimi  bayanlara hayz ve nifas hallerinde namaz kıldırıyor, kimi kaderi inkâr ediyor, (Fakirlik kaderimiz değil) diyerek, güya alınyazısını değiştirmeye kalkıyor. Kimi hariciler, İslam tarihinde ilk demokrat ve cumhuriyetçi fırka diye övüyor.

Kimi yakında kıyamet kopacak diyor. Hele tuhaf biri, (İstanbul’da büyük deprem olacak, 5 milyon kişi ölecek, aklı olan İstanbul’u terk etsin) diyor. Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği Kur’an-ı kerimde yazılıdır. Depremin de bugün için önceden bilinmesi mümkün değildir. Gaybdan haber verircesine, milleti sıkıntıya sokmak haramdır.

Dünyada da reform hareketi sürüyor. İslamın beş şartından biri olan namazı, sahih olmasın diye vakti girmeden kıldıran yerler var. Sahih olmaması için hac bir gün önce yaptırılıyor. Zekât, altın, gümüş veya ticaret ettiği maldan verilmesi gerekirken, ticaret malından değil de, başka maldan veriliyor. Böylece zekâtlar da sahih olmuyor. Şimdi de kurban ibadeti kaldırılmak isteniyor. Kurban kesilmeyip parası yoksullara verilmesi isteniyor. Dinimiz, (Muhtaç insanlar olduğu zaman kurban kesmeyip parası yoksullara verilsin) diyemez miydi?  Peygamber efendimiz böyle bir  şeyi düşünememiş mi, 1400 yıldan beri gelen âlimler düşünememiş mi?

Son olarak da zenginlik nisabını yeniden ele alıp bozmaya çalışanlar var. Dinimiz kâmil değil midir? Eksik olan nesi vardır? Namazın, orucun, zekâtın, nisabın yeni bir şekli olur mu? Reformcu, (Dine göre, malların değeri değişmiş, kim zengin, kim fakir belli değil. Mesela ortalama 40 davarın değeri 2.5 milyar, beş devenin bedeli 5 milyar, 30 sığırın bedeli 10 milyar. Gümüşe göre 60, altına göre 500 milyondur. Bunun ortalamasını almak gerekir. Siz, 500 milyonu olanı zengin sayar, 29 sığırın bedeli olan 9 milyarlık adamı fakir sayarsanız, bu adaletli olmaz.) diyor. Biri çıkıp da niye dinimizle oynuyorsunuz demiyor.

Ya dini bilmeyenler veya bozmak isteyenler

Böyle bir teklifi, ya dini bilmeyenler yapar veya dini kasten bozmak isteyenler yapar. Dinimizde, bir adamın 29 ineği ve 39 koyunu ve 4 devesi olsa, ayrıca 50 gram da altını olsa zekât vermez. Hatta Yün için, yük taşımak için, binmek için olan hayvanları varsa onların da zekâtı olmaz. Çünkü deve, sığır gibi başka cinsten sâime hayvanlar, birbirlerine ve ticaret eşyasına eklenmezler. Bu kadar mala sahip olan kimse, yaklaşık 20 milyarlık bu insan zekât vermez. Din böyle bildirmiş. Sen bunları birbirine ilave edersen dinin bildirdiği yolu bırakmış olursun. Bu kadar malı olmayıp da 100 gram altını olan kimse, dinen zengindir. Zekât vermesi gerekir. Reformcunun (malı çok olan zekât vermiyor da, malı az olan zekât veriyor) demesi yersizdir. Hatta bir kimse, fakir de olsa, toprak mahsullerinin uşrunu vermesi gerekir. Problem diye çıkarılan bu meseleler, kitaba uymamaktan ileri gelmektedir. Dinimiz eksik değildir. Kitaplara göre amel edilirse, hiçbir mesele kalmaz. Kitaplarda eşyanın değeri, dövize, koyuna, sığıra veya deveye göre tayin edilmez. (Keşf-i rümûz) kitabında (Eşyanın kıymetleri altın ve gümüş ile anlaşılır) deniyor. Şimdi, gümüşün altına nazaran kıymeti, yedide birden çok düşük olduğu için, zekât hesaplarının yalnız altın lira ile kıymetlendirilmesi lâzım olduğu İbni Abidin’de bildirilmektedir.

Ticâret eşyasının kıymeti, para olarak kullanılmayan altın ve gümüş ile hesap edilmez. Hükûmet tarafından damgalı altın liralardan kıymeti en az olanı ile hesap edilir. Kitaba inananlar için işin esası budur.

Zekat verirken nelere dikkat etmeli

Sual: Zekat verirken nelere dikkat etmeli?

CEVAP

Malını israf edene zekât vermek layık değildir. Salih olmayan fakir müslümana da, zekât vermek sahihtir. Fakat salihleri tercih etmek çok sevabdır. Fâsıka zekât vermek, kıraç yere ekin ekmeye benzer, bire 3-5 alınabilir. Salihlere vermek ise, mümbit toprağa ekin ekmeye benzer. Sulak, verimli toprağa tohum atılırsa daha çok mahsul alınır.

Kâfir, her ibâdet gibi zekât vermekle de mükellef değildir. Gayrı müslime zekât vermek caiz değildir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Muaz bin Cebel hazretlerini Yemen’e gönderirken, zekâtın, uşrun, kimlerden alınıp kimlere verileceğini bildirirken, (Zenginlerinden al, fakirlerine ver) buyurmuştur. Bu hadis-i şerifi açıklayan âlimler, zekâtın müslüman zenginlerden alınacağını ve onların [müslümanların] fakirlerine verileceğini, gayrı müslime verilmeyeceğini bildirmişlerdir.

Hiçbir anlaşma ve hile olmadan, bir zengin, fakire zekât verse, fakir de, aldığı zekâtı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur. Herkes malını istediği kimseye hediye edebilir. Fakir aldığı zekâtı, zengine hediye edebilir. Zenginin bunu alması helal olur. Çünkü fakir kendi mülkü olan malı vermiştir. (Eşiat-ül lemeat)

Zekât vermemek için hile yapmak zulüm olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Zenginlerin zekâtı fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ onlara ayrıca nafaka verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.)

Zekat altın olarak verilir

Sual: Zekatı illa altın olarak mı vermek gerekir?CEVAPEvet, zekat altın olarak verilir. Günümüzde herkes, dinden bahseder, aklına göre fetvalar verir. Niye böyle olmasın ki, bence bal gibi olur diyorlar. Allah ne emrediyor,
Peygamberimiz ne buyuruyor, din kitaplarımız ne yazıyor demiyorlar. Akla göre ölçü olsa,
akıl sayısı kadar din olur. Onun için dinde nakil esastır. Bazı kimseler, para paradır, kâğıt para ile niye zekât verilmez ki diyorlar. Şimdi bu konudaki muteber din kitaplarındaki ifadelere bakalım: Zekât olarak verilecek mallar yerine, bunların kıymetlerini de vermek caizdir. Kıymet denilince, altın ve gümüş anlaşılır, başka mal, çek, senet veya paralar anlaşılmaz. Çünkü eşyanın kıymeti altın ve gümüş ile anlaşılır. (Keşfi rümuz-i gürer)

Fülüs [bakır] paraların kıymetleri nisabı bulunca zekât olarak, bu fülüsün değerlerinin kırkta birini gümüş olarak vermek gerekir. (Miftah-üs-seade)

Bakır paranın zekâtı, aynı cins bakır paradan verilmez, gümüş olarak verilmesi gerekir. İmam-ı Ebu Yusuf hazretleri buyurdu ki: “Toprak sahiplerinden üşür ve zekât olarak, altın ve gümüş yerine, başka geçer akçe [kâğıt para] almak haram olur. Her ne kadar bunlar, herkesin kabul ettiği damgalı para ise de, altın değil, bakır paradır. ” (Redd-ül-Muhtar)

Altın ve gümüş olmayan, tedavüldeki para ile zekât verilmez. Zekât, ya altın veya gümüş, yahut ticareti yapılan maldan verilir. İmam-ı Nesefi hazretleri buyuruyor ki: “Bir zengin, yemek satın alıp fakire yedirse, zekât vermiş olmaz.” (Zahire)

Zekât olarak altın ve gümüş yerine, bunların kıymeti kadar uruz [Ticaret malı] vermek sahihtir. Elbise tüccarı, ya ticaretini yaptığı elbiseden veya değeri kadar altın, gümüş verir. (Tahtavi)

Zekât olarak, erkek deve verilmez. Erkek develerin zekâtı bile dişi deve olarak verilir. Dişi devesi yoksa değeri kadar altın veya gümüş verilir. Başka mal verilmez. (Hindiyye)

Niye dişi deve verilmesi gerektiğini bilemeyiz. Deveye binilir, eti yenir, yük taşır. Dişi devenin erkek deveden farkı var, süt verir, yavru doğurur. Fakat dişi deve, erkek deve olmadan yavru doğuramaz. Buna rağmen dinimiz erkek deveyi zekât olarak vermeyi caiz görmemektedir.

Bir bakkal, dükkanında sattığı mallardan zekât verebilir, konfeksiyon malından zekât
veremez. Bir konfeksiyoncu da, ceket pantolon gibi sattığı mallardan zekât verebilir, pirinç, yağ gibi bakkalın sattığı mallardan zekât veremez. Bir eczacı ancak, sattığı ilaçları zekât olarak verebilir. Yahut altın olarak verir. Konfeksiyon veya bakkal malzemeleri veremez. Halıcı veya mobilyacı ancak ticaretini yaptığı, sattığı malları zekât olarak verebilir. Halıcı
mobilya, mobilyacı halı veremez. Bazıları (Fakire ne versen alır, yeter ki ver, fakir razı olur.) diyorlar. Evet fakir razı olur. Fakat fakirin rızası önemli değildir, önemli olan Allahın rızasıdır. Kumarda da, faizde de, zinada da tarafların rızası vardır. Ama Allahın rızası yoktur. Önemli olan Allah ın emridir. Niye?, Niçin? demeden kitaplarda ne yazıyorsa ona uymak gerekir. Aklını kullanarak, niye altın veya ticareti yapılan maldan zekât veriliyor da, başka maldan ve kâğıt paradan zekât verilmiyor? demeye kimsenin hakkı yoktur.

Sual: Zekatın altınla verilmesi şart mı? Altınla değil de kağıt parayla verilse ibadette bir noksanlık olur mu?

CEVAP

Dinin emrine uymak gerekir. Sadaka-ı fıtır; üzüm, arpa buğday hurma ve undan verilir pirinçten fasulyeden ve diğer gıdalardan verilmez. Ama sen buğday yerine pirinç versem niye olmaz diyemezsin din öyle bildiriyor. Kıyamete kadar böyle. Devesi olan erkek deveyi zekat olarak veremez dişi devenin de eti yenir erkeğin de ama din öyle emrettiği için erkek deve verilmez. Ya altın olarak  verilir veya ticaretini yaptığı maldan verilir.

Sual: Zekat görevimi Allahın emri ile yerine getirmek istiyorum. Ancak, bir sorum olacak. 250 milyon civarında vereceğim. Bunu para olarak verebilir miyim? Bu değeri temmuz ayına kadar vermeliyim. Peki bu aya kadar bir seferde değil de aylara bölerek parça parça tek kişiye verebilir miyim?

CEVAP

Hayır altın olarak vermeniz gerekir. Yaklaşık iki buçuk altın vermeniz gerekir. Mümkünse bir an önce vermelidir. Durumunuz müsait değilse o zaman taksit taksit vermek de caizdir. Bir veya birkaç kişiye verilebilir. Mesela iki buçuk altın 10 çeyrek eder. Beş yarım eder. Her ay yarım altın verseniz beş ayda tamamlarsınız. Birer çeyrek verirseniz on ayda tamamlarsınız. Durumunuza bağlı.

Zekat veya sadaka istemek

Sual: Zekat veya sadaka istemek uygun mudur?CEVAPBir günlük yiyeceği olanın, zekât veya sadaka istemesi haramdır. Fakat istemeden verilen sadakayı, zekâtı alması caizdir. Muhtaç olmayan fakirin, verilen zekât veya sadakayı almaması iyi olur. Birisi zekât toplamak için vazife isteyince, Resulullah efendimiz, (Seni, insanların yıkayıp attıkları kirleri toplamaya memur etmek istemem) buyurdu. Zekât olarak verilen bir deveyi isteyen bir zata, (Şişman birinin, sıcakta terleyip vücudunu yıkadığı kirli su içilir mi? Zekât böyle kir gibidir) buyurdu.

(Zekât, karıştığı malı ifsad eder) hadis-i şerifini İmam-ı Ahmed hazretleri, (İhtiyacı olmadığı hâlde, zekât olarak alınan mal, diğer malları helak eder) diye açıklamıştır. Zekâtı muhtaçlara vermelidir!

Zekatı verilmeyen mallar

Sual: Zekat vermemenin cezası nedir?CEVAPPeygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, (Zekâtı verilmeyen mallar, ejderha olup sahibinin boynuna sarılır) buyurduktan sonra şu mealdeki ayet-i kerimeyi okudu:

(Hak teâlânın ihsan ettiği malın zekâtını vermeyenler; iyi ettiklerini, zengin kalacaklarını zannediyorlar. Hâlbuki kendilerine kötülük etmiş oluyorlar, o mallar cehennemde azap aleti olacak, yılan şeklinde boyunlarına sarılıp, baştan ayağa kadar onları sokacaktır.) [3/180]

Yine hadis-i şeriflerde buyruldu ki:

(Zekât vermeyen toplumlar, kıtlıklara, bunalımlara maruz kalır.)

(Zekât vermeyene Allahü teâlâ lânet eder.)

(Zekât vermeyen, temiz malını kirletmiş olur.)

(Zekât vermeyen, Kıyamette ateştedir.)

(Zekât vermeyen toplum, rahmetten mahrum kalır.)

(Zekâtı verilmeyen mallar, karada, denizde telef olur.)

(Zekâtını veren o malın şerrinden korunmuş olur.)

(Zekât vermeyenin namazı kabul olmaz.) [Zekât vermemek büyük günah olduğu için, böyle günahkârın kıldığı namaz sahih olup, borcu ödenirse de; namazdan hasıl olacak büyük sevaba kavuşamaz. Her günah da böyledir.]

(Zenginlerin zekâtı, fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ fakirlerin rızkını başka yollardan verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.) [Eli ayağı tutup da çalışabilenlerin zekât istemesi haramdır. İstemediği hâlde, kendisine zekât verilirse, alması günah olmaz. Zekât, çalışamayacak kadar hasta, sakat olanlara ve çalışıp da güç geçinenlere verilir. Allahü teâlâ böyle fakirleri de milletin içinde kırkta bir yaratmıştır.]

Bu acı azaplardan kurtulmak için

Bu acı azaplardan kurtulmak için malların zekâtını, tarla mahsullerinin, sebzelerin, meyvelerin uşrunu vermek şarttır. Zekât kırkta bir, uşur onda bir verilir. Kur’an-ı kerimde, (Malı, parayı biriktirip zekâtını vermeyenlere çok acı azabı müjdele! Zekâtı verilmeyen mallar, paralar, cehennem ateşinde kızdırılıp, sahiplerinin alınlarına, böğürlerine, sırtlarına mühür basar gibi basılacaktır.) buyurulmuştur. (Tevbe 34, 35) [Ayet-i kerimelerin tercümelerini değil, tefsirlerdeki açıklamalarını aldık.]

Kadının zekatına kocası karışamaz

Sual: Kendi paramı istediğim gibi harcayamam mı, çok bileziğim var, kendi zekatımı veremem mi? Tarikat dine aykırı olur mu?CEVAPKendi paranızı meşru yerlere, dilediğiniz gibi harcayabilirsiniz. Beyiniz karışamaz. Karışıyorsa, zulmediyor demektir. Onun parasını onun istemediği yerlere harcamanız uygun değildir. Eğer izin almışsanız, dilediğiniz yerlere verebilir, dilediğiniz gibi de harcarsınız. İzinsiz harcamanız doğru olmaz.
                   Bileziklerinizin zekatını siz vereceksiniz. Kendi paranızdan vermeniz gerekir. Beyinizin hediye ettiği para varsa ondan da verebilirsiniz. Hediye olarak aldığınız para da sizindir. Zekat vermeye beyiniz razı olmasa da, muhakkak vermeniz gerekir. Ondan habersiz verirsiniz. Kocanın razı olması meşru işlerde olur. Siz zekat verdiğiniz için sizden razı olmasa, bunun hiç kıymeti olmaz.
            Tarikat, dine aykırı olmaz. Her şeyin sahtesi çıktığı gibi, günümüzde sahte tarikatlar çoktur. Bugün yapılacak iş, eskiden yazılmış, İslâm âlimlerinin kitaplarını okumaktır.
Önce dinimizin emirlerini iyi öğrenmek gerekir. Bid’atleri ve haramları dinin emri gibi işleriz de haberimiz olmaz. İslam alimlerinin kitaplarını okumaya devam etmeniz kâfidir. Bir yere gitmeniz gerekmez.

Sual: Takındığım inci ve zümrütün zekatı olur mu?

CEVAP

Kadınların altın ve gümüş hariç, başka zinet eşyaları, ne kadar çok olursa olsun, zekat nisabına dahil edilmez. Fakat kurban nisabına dahil edilir. Yani nisabın üstünde zinet eşyası olan kadın zengindir, kurban kesmesi vaciptir.

Sual: Şâfi’îde bir kadının bin bileziği, bin Reşat altını olsa yine mi zekâta tâbi değildir?

CEVAP

Şâfi’î mezhebinde, (Kadının zîneti zekâta tâbi değildir) demek, (Âdet olarak kullanılan zîneti zekâta tâbi değildir) demektir. Zînet olarak, bin bilezik, bin altın lira takılmaz.

Diyelim ki âdet olarak en fazla on bilezik ile on altın lira takılıyorsa, bunlar zekâta tâbi olmaz. (Kadının zîneti 200 miskali geçerse, fazlası zekâta tâbidir) diyen âlimler de vardır. Demek ki, kadının normal zîneti zekâta tâbi değildir. Fakat âdet olandan fazlası zekâta tâbidir. Hanbelî ve Mâlikî’de de kadının zîneti zekâta tâbi değildir. Hanefî’de ise, altın kimde, nerede, ne maksatla kullanılırsa kullanılsın, nisâbı bulursa zekâta tâbidir. (M.Erbe’a)

Bey ve hanımın mal varlığı ayrıdır

Sual: Kız kardeşime zekat olur mu? Bey ve hanımın hesapları ayrı mıdır?CEVAPZekât ve fitrenizi zengin değilse kız kardeşinize veya çocuklarına vermenizde mahzur yoktur. Dinimize göre, erkekle hanımının mal varlığı ayrıdır. Birbirine eklenmez. Siz zengin, beyiniz fakir olabilir, siz fakir beyiniz zengin olabilir.

Beyinize ait değil, kendinize ait borcunuz varsa, mevcut paranızdan çıkarırsınız. Altınlarınızı tartıp alacaklarınızla birlikte hesap edersiniz. Hepsinin kırkta birini altın olarak, yeğenlerinize verirsiniz.

 Ev, dükkân, araba gibi şeyler zekât nisabına katılmaz. Yani zekâtları verilmez.

Kâfire zekât vermek caiz değildir

Sual: Gayrı müslime zekât ve sadaka vermek câiz midir?

CEVAP

Gayrı müslime sadaka vermek câiz, zekât vermek câiz değildir. Kâfir, her ibâdet gibi zekât vermekle de mükellef değildir. Peygamber efendimiz, Mu’âz bin Cebel hazretlerini Yemen’e gönderirken, zekâtın, uşrun, kimlerden alınıp kimlere verileceğini bildirirken, (Zenginlerinden al, fakirlerine ver) buyurmuştur. (Buhârî) Bu hadîs-i şerîfi açıklıyan âlimler, zekâtın müslüman zenginlerden alınacağını ve onların fakirlerine verileceğini bildirmişlerdir. Sadaka ise, gayrı müslime de verilebilir. Hadîs-i şerîfte, (Her din mensubuna sadaka verin) buyuruldu. (I.Ebî Şeybe) Şâfiîde ise gayrı müslime, zekât gibi, sadaka da verilmez. İhtiyâç olunca Hanefî mezhebi taklîd edilerek, Şâfiîler de gayrı müslime sadaka verebilir.

Zekat ve hile

Sual: Bazı kimseler, hile ile zekâtı ortadan kaldırmak istiyorlar. Aynen iskât ve devirde olduğu gibi, zengin, zekâtını götürüyor, fakire veriyor. Fakir de “aldım kabûl ettim” diyor. Sonra zengine veriyor. Bu âdet hâlini almıştır. Zenginler, zekât verirken, fakirin bunu iâde edeceğini biliyor. Fakir de âdet olduğunu bildiği için, geri vermek üzere kabûl ediyor. Zekât ile devri birbirine karıştırıyorlar. Böyle hîle ile zekât vermek sahîh midir?CEVAPHiçbir anlaşma ve hîle olmadan, bir zengin, fakire zekât verse, fakir de, aldığı zekâtı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur. Herkes malını istediği kimseye hediye edebilir.

Hizmetçi Berîre, kendisine zekât olarak verilen malı, Hazret-i Âişe vâlidemize hediye etmişti. O da, zekât malı olduğu için, Resûlullah efendimize vermek istemeyince, Peygamber efendimiz, (Bu, Berîre için zekâttır. Onun bize verdiği hediye olur) buyurdu. Fakir aldığı zekâtı, zengine hediye edebilir. Zenginin bunu alması helâl olur. Çünkü fakir kendi mülkünden vermiştir. (Eşi’at-ül lemeât)

Zekât vermemek için hîle-i bâtıla yapmak zulüm olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

(Zenginlerin zekâtı fakirlere kâfi gelmeseydi, Allahü teâlâ onlara ayrıca nafaka verirdi. Aç kalan fakir varsa, zenginlerin zulmü yüzündendir.) [El-Askerî]

Sual: Zekâtımı altın olarak bir fakire veriyorum. Verdiğim zekâtı fakir bana hediye ediyor. Zekât kadar parayı yine hayır işlerinde sarf ediyorum. Bu her sene böyle devam ediyor. Başka fakire versem, verdiğim zekâtı bana hediye etmez, bu ise hediye ediyor diye, hep aynı fakire zekât veriyorum. O da bana hediye ediyor. Böyle verilen zekât sahih olur mu?

CEVAP

Fıkıh kitaplarında, (Bir zengin bir fakire zekâtını verse, fakir de, o zekâtı aynı zengine hediye etse, zekât verilmiş olur) buyuruluyor. (R. Muhtar)
            Ancak, bu âdet hâline getirilirse, işin içine hile girmiş olur. Siz, bu fakir bana zekâtı hediye eder diye zekât veriyorsunuz. Fakir de, (Zengin, zekâtının hediye edilmesini bekliyor. Hediye etmezsem ayıp olur) düşüncesiyle geri veriyor. Dürr-ül-muhtar’da, (Âdet hâline gelen hediyeler, şart edilen ücret gibidir) buyuruluyor. Bu bakımdan böyle hileli işlerden uzak durmalıdır.

kFakirin lehine diye saçmalama

Sual: Her yıl, zekât için 20 miskal altından, fıtra için şu kadar ölçek un veya buğdaydan söz edilir. Buna ne lüzûm vardır? Zekât ve fıtra miktarlarının Türkiye’de TL’ye, Almanya’da Mark’a göre hesaplanıp ilân edilmesi gerekmez mi? Bir de Şâfiîler, deterjan varken, toprakla necâset temizliyorlar. Niçin zamanımıza uymuyorlar?CEVAPDîni kuran biz değiliz ki, değiştirme yetkisi bizde olsun! Dînimize ilâve ve çıkarma yetkisi kimsede yoktur. Dinde yapılacak değişikliklere bid’at denir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Her bid’at dalâlettir.) [Müslim]

Dînimiz, zekât, fıtra ve kurban nisâbının ve eşyanın kıymetlerinin altın ve gümüş ile tesbit edileceğini bildirmektedir. (Keşf-i rümûz) Nisâb miktarları, resmî damgalı, altın veya gümüş paralardan, kıymeti en az olan ile hesap edilir. Para olarak kullanılmayan altın ve gümüş ile hesap edilmez. Kıyâmete kadar böyledir. Meselâ bugün, Aziz, Hamit gibi altınlardan kıymeti en az olan ile hesap edilir. 20 miskal altını veya bu değerde ticâret malı olan kimse, dînen zengin sayılır. Bu malın üzerinden bir sene geçmişse, zekâtını verir. (R. Muhtâr)

Koyun zekâtı kırkta birdir. Kırk koyunu olan, birini zekât verir. Bunu otuzda bir veya ellide bir yapmaya hiç kimsenin yetkisi yoktur. Sadaka-i fıtr için de belli ölçekte buğday, un, arpa, hurma ve kuru üzüm verilir. Yanî bunların bildirilen miktarı ölçü olarak alınır. Muza göre veya cevize göre olmaz. Dînimiz neyi bildirmişse, o ölçü alınır. Meselâ dînimiz, (Fıtra olarak, 3500 gr arpa veya değeri kadar altın veya gümüş verilir) diyorsa, kıyâmete kadar bu böyle devam eder. Karadenizli fındığı, Akdenizli portakalı ölçü alamaz.

Dîni kim koydu ise, değiştirme yetkisi de ondadır. Çağa göre dînî emirler değişmez.

Her çağa göre yeni yorum getirilmez. Çağa göre tefsîr olmaz. Şâfiî mezhebinde, köpek bir yere yaş olarak dokunursa, orasını bir defa topraklı olmak üzere yedi defa su ile yıkamak gerekir. (Bugün sabun ve deterjan var, toprakla yıkamaya lüzûm yok) denemez. Dînimizin bildirdiği emirlere aynen uyulur. Uymak istemeyenlere sözümüz yoktur.

Memura zekat

Sual: Memur; fıtra, zekât alabilir mi?CEVAPDinen zengin olmayan kimse, dolgun maaşlı memur da olsa, fıtra ve zekât alabilir. İhtiyacı olan eşya ve borçlarından fazla olarak, zekât nisabı kadar malı, parası bulunan müslümanın, fıtra vermesi vacip olur. Fıtra, zekât alması, haram olur.
         Fıtra nisabına katılacak malın, ticaret için olması şart olmadığı gibi, elinde bir yıl kalmış olması da gerekmez. (Dürr-ül muhtâr)
         Halk arasındaki zenginlikle, dinin bildirdiği zenginlik farklıdır. Nisap miktarı malı veya parası olmayan bir kimsenin lüks arabası bulunsa da zengin sayılmaz. Tersine evi olmayan, kirada oturan bir kimse, nisap miktarı paraya, altına veya ticaret malına sahip ise dinen zengin sayılır, böyle bir kimsenin zekât vermesi gerekir ve zekât alması caiz olmaz.
         Nisaba malik olmayan herkes fakir sayılır, zekât alabilir. Nisaba malikse fıtra vermesi vacip olur. Memur, 200 milyon lira maaş alsa, fakat nisaba malik değilse, yani borçları çıkınca geriye nisap miktarı parası, malı kalmıyorsa, fakir sayılır. Aksine asgari maaş alan bir kimse, borçları çıktıktan sonra, nisaba malik ise, zengin sayılır, fıtra vermesi gerekir. (R. Muhtâr) [Nisap, 96 gr altın veya bu değerde para, ticaret malı demektir. Bugün nisap 170 milyon lira civarındadır. Hayvanlarda nisap miktarı değişiktir. Mesela koyunda 40, sığırda 30’dur.]
Dilenmekteki ölçü

Sual: Zekat kimlere verilir? Dilenmekteki ölçü nedir?CEVAPZekât, çalışamayacak derecede hasta veya sakat olanlara veya çalışıp da güç geçinen müslümanlara verilir. Allahü teâlâ böyle fakirleri, milletin içinde kırkta bir olarak yaratmıştır. Bunlara zekât veren zengin bir müslüman, hem ibâdetlerini yaparak Allahü teâlânın rızasını kazanır, hem de sosyal yardım yapmış olur. Hem de malını, servetini fakirlerin haklarından ve tecavüzlerinden korumuş olur. Zenginler, servetin kırkta birini muhtaçlara verecek olursa, müslüman ülkelerde fakirliğin istismarı önlenmiş olur.

Zekât ve sadakalar, aynı zamanda sosyal yardım olup, ekonomik felaketleri önlemek için birer tedbirdir. Fakir, ihtiyacından fazla ve nisabdan az zekât alabilir. Nafakasından fazla; fakat nisap miktarından az malı olana fakir denir. Maaşı kaç lira olursa, olsun, evini idarede güçlük çeken her memur, fakir sayıldığı için zekât alabilir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren, 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizî]

(Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir.) [Beyhekî]

(Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur.) [Müslim]

(Kendisinin veya çoluk çocuğunun katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder.) [Beyhekî]

(Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi.) [Taberânî]

(Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.) [Buharî]

(Şu üç şey için yemin ederim: Sadaka vermekle asla mal eksilmez. Öyle ise sadaka verin! Zulüm gördüğü şahsı, Allah rızası için affeden, dünya ve ahirette aziz olur. Öyle ise affedin! İsteme kapısını açana da, Allah fakirlik kapısını açar.) [İ.Ahmed]

(Dilenmeye mani olan zenginlik, sabah-akşam yiyeceğe malik olmaktır.) (Rüzeyn)

Dilenmekteki Ölçü

Bir günlük yani sabah-akşam yiyeceği olanın dilenmesi caiz değildir. Dilencinin önünde bir günlük yiyecek parası varsa, ona bir şey vermek caiz olmaz. Fakat önünde para yoksa veya çok az varsa, onun bir günlük yiyeceği olduğu bilinmediğinden sadaka vermek caiz olur.

Her gün az da olsa sadaka vermelidir. Bir ay bekleyip de daha çok vereyim diyerek sadakasız gün geçirmemelidir.

Bilal-i Habeşi hazretleri, misafirlerine ikram etmesi için Resulullah efendimize vermek üzere en iyi hurmalardan bir yığın hurma ayırmıştı. Bir gün Peygamber efendimiz, Hz. Bilalın evine gelip bu hurmaları görünce, bunların ne olduğunu sordu. Hz.Bilal de, (Bunları misafirlerinize ikram edesiniz diye size vermek üzere sakladım) dedi. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bunların Cehennemde duman olmasından korkmuyor musun? Ya Bilal bunları infak et, azalır diye korkma!) [Bezzar]

Hediye için bile uzun müddet saklamak uygun görülmemiştir.

Zekatı zorla almak

Sual: İslâmiyette, devletin, ticaret malı zekâtını da zorla zenginlerden alacağını söyleyen Suriyeli yazarlar vardır. Devlet, zekâtı zorla alabilir mi?

CEVAP

Hükümet, şu 5 malı alamaz: Emval-i batına, fıtra, kurban, adak ve kefarettir. (Kuduri Şerhi)

Zekât mallarından altın, gümüş ve ticaret eşyasına (Emval-i batına) denir. Zengin kimse, bizzat kendisi verir. Zekât hayvanları ile topraktan elde edilen mallara (Emval-i zahire) denir. Zekât memurları tarafından toplanan Emval-i zahire zekâtını, hükümet, zekât alması caiz olan yedi sınıftan her birine sarf eder. (R. Muhtar)

Kameri aylara göre zekat

Sual: Miladi aylara göre zekat verilmez mi? Bey zekat vermezse hanımı mesul olur mu?CEVAPKendinize ait 96 gram altın değerinde paranız var ise, zekât vermeniz gerekir. Miladî aylara göre değil, kamerî aylara göre zekât verilir.
            Baba zekât vermezse, hanımı ve çocukları bundan mesul olmaz. Zekât vermemenin birçok zararı vardır. Bir hadis-i şerifte, (Zekât vermiyen toplum, kıtlıklara, bunalımlara maruz kalır) buyuruldu. (Taberânî)

Sual: Benim zekat verme günüm 10 Ağustos. Bu sene zekat verecek kadar mala borcumdan dolayı malik değilim. Ancak 15 Ağustos tarihinden sonra eşim maaşından bana altın takı alacak. Alacağı hediye ile birlikte zekata malik olursam zekat vermem gerekir mi?

CEVAP

Efendim, zekat verme günü 10 ağustos olmaz. Hicri yani kameri aylara göre olur. 10 recep, 7 şaban gibi. 10 ağustos hangi aya tekabül ediyorsa onu tespit etmeniz gerekir. Geçen senin 10 ağustosu 28 rebiülevvele geliyor. Bu sene 28 rebiuülevvel ise 30 temmuza geliyor. 30 temmuzda dinen zengin sayılmazsanız, yani 96 gram altınınız yoksa, fakir olmuş sayılırsınız. Bundan sonra zengin olmanızın önemi yoktur. Yani yeni bir tarih tespit etmeniz gerekir. Diyelim ki 20 ağustosta zengin olduğunuz, bunu kameri aya göre tespit edersiniz. Bir daha ki sene o ayın o günü gelince eğer zenginseniz zekat verirsiniz, yine zengin olmazsanız, yeni bir zenginlik tarihini beklersiniz.

Zekatı önceden vermek

Sual: Her yıl şevval ayının üçünde zekât veriyorum. Bu yıl, zekât günü dolmadan Ramazan-ı şerifte versem mahzuru var mıdır? Bir hoca, (Günü gelmeden zekât verilirse, nafile olur) dedi. Böyle bir şey var mıdır?

CEVAP

Hiç mahzuru yoktur, çok iyi olur. Şevval ayının üçü gelince, malınızı hesap ederseniz, eksik ise verdiğiniz zekâtı tamamlarsınız. Fazla ise zararı olmaz. Hatta birkaç yılın zekâtını önceden vermek de caizdir. (Tahtâvî)
         Bir kimse, zekâtını yanlış hesap edip, bir altın zekat vermesi gerekirken iki altın hesap etse, fakire verdikten sonra tekrar hesap etse, bir altın vereceğini anlasa, ikinci yıl vereceği zekâta bu bir altını mahsup eder. (Nimet-i İslâm)
Görüldüğü gibi, hocanın söylediği kitaplara uygun değildir.

Zekat ile ilgili hak mezheplerimizin hükümleri

Sual: Ticâret, yani satmak için olmayan bir evin zekâtı olur mu?

CEVAP

Ticâret malı olmayan evin zekâtı olmaz. (Her şeyin bir zekâtı vardır. Evin zekâtı ise, misâfir odasıdır) hadîs-i şerîfi eve misâfir kabûl etmenin önemini göstermektedir. (A.Rifâî) Nâfile oruç tutmak da farz değildir. Fakat, (Her şeyin bir zekâtı vardır. Vücudun zekâtı ise oruçtur) hadîs-i şerîfi de, ara sıra nâfile oruç tutmanın iyi olduğunu göstermektedir. (İ.Mâce)

Sual: Zekât için bir malın üzerinden bir yıl geçmesi lâzım deniyor. Ben manavım. Kimi bir gün, kimi de bir hafta kalmıyor. Bu malların zekâtını vermeyecek miyim?

CEVAP

Malın değil, zenginliğinizin üzerinden bir yıl geçince, elinizdeki malların zekâtını vermeniz farz olur. Meselâ 3 Recebde, nisâb miktarı malınız olsa, elinizdeki mallar değişip öteki Recebin üçünde yine elinizde nisâb miktârında mal varsa, bu malların zekâtını vermek farz olur. İsterse bu mallar elinize yeni girmiş olsun, fark etmez. (Cevhere)

Sual: İpekböceği ve tavuk yetiştiren, zekâtını nasıl verir?

CEVAP

Kıymetini nisâba dâhil eder.

Sual: Param yok. Zekâtımı hesap edip taksitlerle versem câiz mi?

CEVAP

Evet.

Sual: Zenginlikte niçin altın esas alınıyor da gümüş esas alınmıyor?

CEVAP

Bugün gümüşün değeri çok düşüktür. Bunun için kâğıt paraların ve ticâret eşyâsının nisâbını hesap etmek için, gümüş esas alınmıyor.

Sual: Bir hoca, (zekât yalnız Ramazan ayında verilir. Bayramdan önce vermek gerekir. Bayramdan sonraya bırakılmaz) dedi. Zekât günü dolmayanlar ne olacaktır?

CEVAP

Hoca böyle yanlış söylemez. Belki sadaka-i fıtır için söylemiştir. Her zenginin zekât verme ayı ve günü farklı olur. Nisâba ulaşıp zengin olan, zengin olduğu tarihi kamerî aya göre bir yere yazar. Meselâ, 3 Recebde zengin olmuşsa, bir yıl sonra Recebin üçü gelince yine nisâb kadar parası ve ticâret malı varsa zekâtını verir. Ramazan ayını beklemez. Eğer Şevvâl ayının 23’ünde zengin olmuşsa, Ramazandan sonra Şevvâl ayının 23’ünde zekât verir. Şevvâl ayı gelmeden Ramazan ayında verse de olur. Fakat Şevvâl ayının 23’ünde tekrar malını hesap eder. Az vermişse, üstünü tamamlar. Çok vermişse, fazla verdiği nâfile olur. Yanî zekâtı günü gelmeden önce de vermek câizdir. Fakat gününde tekrar hesap etmek gerekir.

Konu ile İlgili aramalar:

  • ali ercan zekat ilahisi
  • devenin yükü üzüm ilahisi dinle
  • zekat vermeli ilahisi indir
  • zekat çok çok vermeli dinle
  • zekat çok çok vermeli indir
  • zekat ok ok vermeli dinle

Paz, Mart 2 2008 » Dini Mevzular

Yorum yap. Düşüncelerini paylaş.